Webmaster 
Giriş: 2/9/2005 20:33
Grup:
Webmasters
|
Türk olmak ne kadar zor şey.
Bir sohbet başladığında, anlamamakta ısrar ediyor karşındaki söylediklerini.
Adam inatçı.
- “Ne kadar inatçısın” dediğinde, “Ben Arnavut’um, Arnavut inadı var bende” diyor.
Kavga ediyorsun.
Adam, korkutacak ya güya seni, hemen söze başlıyor,
- “Kürdüm ben.”
Siyaset yapıyorsun.
Adam kendini her şeye aday görüyor. "Çok kalabalığız biz Kocaeli’nde".
- “Ben Gürcüyüm” diyor.
Daha neler neler.
Arap var, Çerkez var, Laz var, Boşnak var.
Ve yeri geldiğinde hemen yapıştırıyor lafı, “Ben şuyum, ben buyum” diye.
Bir tek “Türküm” diyemiyor..
Sen desen de, bu kez kabul etmiyor.
Diğer etnik kimliğin herhangi bir problem yaratmasa da, ”Türküm” demek çok büyük problem.
Bu konuda günlük hayatta yaşanan problemlere, hepimiz çevremizden onlarca örnek verebiliriz.
“Başımıza buda mı gelecekti !!!” dedirten bir örnek de ben anlatayım size.
Okuyun da “Türküm” demenin zorluğunu görün.
Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu’ndan önce Şanlıurfa’daki bazı vatandaşlar, Kürtçe konuştukları halde Türkmen kökenli olduklarını tespit ederler. Hemen ardından da 15 Haziran 2007’de Şanlıurfa Karacadağ Türkmenleri Derneği’ni kuruyorlar.
Öncelikle çevrelerinde Kürt zannedilen birçok aşiretin Türkmen olduğunu söyleyen Dernek Başkanı Nusret Kaya’nın şu anlattıklarına bir kulak verin.
“Gaziantep hariç Doğu ve Güneydoğu’daki Türkmenlerin tümü Kürtçe veya Zazaca, Harran’dakiler de Arapça konuşuyor. Türkçe konuşanlar sadece Alevi-Bektaşiler. Şuna ihtiyacımız var;
Diyarbakır’daki Osmanlı arşivi ile Başbakanlık arşivlerinde detaylı araştırma yapılmasını istiyoruz. Zira dönemin padişahlarının aşiretlere yazdığı fermanlar var. Hitap edilen boy veya aşiretin adı da yer aldığı için bu fermanlar çok önemli birer kaynaktır. Bu fermanlar ortaya çıktığında kimin, nereye mensup olduğu kesin şekilde ortaya çıkacaktır. İlginç bir örnek de vereyim. Türk Yurdu Dergisi’nin 1914 yılı Mayıs sayısında Garip Ağa isimli bir dedemizin, ‘Biz has Türk’üz, ama çocuklarımız, gençlerimiz Kürtçe konuşuyor’ dediğini görüyoruz.”
Bu tespitlerinden sonra sağlıklı araştırma ve örgütlenme için kendi imkânlarıyla harekete geçen Karacadağ Türkmenleri Derneği, Başbakanlıktan da yardım istemeye karar verirler.
İşte ne olduysa da bundan sonra olur.
Başkan Nusret Kaya ve arkadaşları, ismini vermedikleri, kendisinin de Türkmen olduğunu söyledikleri Başbakanlık Danışmanlarından birisiyle temas kuraralar.
Geliş sebeplerini anlatırlar ve hikâyeyi özetlerler.
Başbakanlık Danışmanı; “Türkmen olduğunuzu kanıtlayabilir misiniz, belgeniz var mı?” sorusunu sorar Nusret Kaya ve arkadaşlarına.
Ne cevap vereceğini şaşıran Başkan Kaya, sıkıntısını arkadaşları ve diğer dernek yöneticileriyle paylaşmaktan başka çare bulamaz.
Bu soruya tepki gösteren dostlarından biri Nusret Kaya’ya; “O arkadaşa sorun bakalım, kendimizi ispatlamak için kaç asker vurmamız, kaç lastik yakmamız gerekiyor?” der.
Bunu söylerken de, “Sakın yanlış anlamayın, birileri Kürt olduğunu söylerken, belge isteniyor mu onu vurgulamak istedim sadece” şeklinde açıklama yapma ihtiyacını hisseder.
Lütfü TÜRKKAN
Tarih: 25/5/2010 17:48
|